Tarihi 1853 te başlıyor
Tarihçemiz

ÖNSÖZ
Mersin Katolik Kilisesi, Mersin’le beraber doğan, onunla gelişen, șehrin aynlmaz bir parçası olarak şehirle özdeşen yapılardan biridir. Eskiden Mersin limanına yanaşan gemilerin uzaktan ilk gördükleri yapı, kilisenin çan kulesiydi, bunun içindir ki liman inșa edilene kadar çan kulesinde bir deniz feneri bulunmaktaydı. Aslinda deniz kıyısına inşa edilmiş olan kilise 1930* lu yllarda denizin doldurulması çalışmaları sonucunda, șu an denizder 300 metre kadar içeride bulunmaktadır. Mersin’de olup biten olayların tanığı olan kilisenin, sonraları Mersin’e gelip yerleșen insanlara » Mersin’i bana sorun » der gibi bir hali var.
Nice pederler, rahipler gelip geçti, herbiri birşeyler yaptı kilise için, Mersin için. Kendilerinden birşeyler verdiler șehre, kiliseye; aynılırken de aldıklarının verdiklerinden daha çok olduğunun farkına vardılar Dinler arası diyaloğun, hoșgörünün, inanç açısından farklı insanların birarada yașayabileceklerinin teorisini değil gerçeğini gõrdüler, elleriyle dokunabildiler kendilerini artık bu kardeşliğin bir parçası olarak hissettiler. Iște bu sebepten dolayı aşağıda anlatılmaya çalıişilan » Kilisenin Tarihçesi » aynı zamanda da Mersin’in tarihçesidir, her ikisi de paralel bir tarihe sahiptirler.
Kilisede gelişen olaylar, Mersin’de cereyan eden olayların bir sonucudur. Mersin’e ticaret için gelerek yerleşen Hristiyan ailelerin çocukları artınca kilise onların eğitimi için bir okul açma gerekliliğini duymuştur. Aynı zamanda çocuklarını gönderecek bir okul olduğu için de Hristiyan tüccarların Mersin’e gelip yerleşmeleriyle şehre katkıları da daha kolay olmuştur. Kilise, Katoliklerin, Italyanların Fransızların veya herhangi başka bir zümrenin kilisesi değil, Mersin’ï tanıyan ve ona sahip çıkan tüm Mersinli’lerin kilisesidir. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de kilisenin kapısı herkese açıktır., Vaftizlerde düğünlerde, cenazelerde, bayram günlerinde Hristiyan dostlarını yalnız bırakmayan Müslümanlar da dün olduğu gibi bugűn de Allah’in evine gelip dua edebilmekte;
Mersin Mezarlığı’nda yanyana uyuyabildikleri gibi, gerektiğinde kilisede Allah’ın huzurunda da yanyana durabilmektedirler. Bu da dünyada çok nadir rastlanan, alt çizilmesi gereken evrensel kardeșliğin Mersin’de gerçekleşen çok hoş bir örneğidir.
1843 – 1914
1843 yilında Çukurova, Lübnan ve Suriye’de Fransiskan – Kapusien rahiplerin sorumlusu Plaghe’li ( |talya ) P. Francesco Tarsus’taki Katoliklerin dini ihtiyaçlarını karşılamak için bir ibadethanenin gerekliliğine karar verir ve bunun için Tarsus’a Lübnan’da rahiplik görevi yapan Genovalı Peder Giuseppe gönderilir. P. Giuseppe 1844 ylinda Tarsus’a gelir ve orada bir ev kiralar Evi kiralayabilmesi için o zamanki Fransız krallığından, Lyon kentindeki kilise yetkili organlarından ve Hristiyan cemaat’ından yardım alır. Fransa’nin Tarsus konsolosu Eugéne Pounyat da yardımda bulunur. O zamanlar 6 bin nüfuslu Tarsus’ta 36 katolik, 30 bin nüfuslu Adana’da 20 Katolik ve 1000 nüfuslu bir balıkçı barınağı olan Mersin’de ise 5 Katolik bulunmaktaydı Katolikler ticaret nedeniyle buralarda ikamet etmekte, özellikle Çukurova’da yetiştirilmekte olan buğday, mısır, susam ve pamuk ticareti yapmaktaydılar. 1842 tarihli Adana Vilayet Salnamesi’nde Mersin’in Gökçeli bucağına bağlı bir köy olduğu, bazı kayık ve gemilerin uğramasıyla imar görmeye bașladığı, bu nedenle, 1852 ylında bucak merkezi yapıldığı yazılmaktadır.
llk Yazışmalar
p. Giuseppe»nin 1844 ylinda Italya’daki sorumlulara gõnderdiği mektupta șu cümlelere yer verilmekteydi: » Mersin, bin nüfuslu ve bunlardan beşinin Katolik olduğu, Tarsus’a dört saat uzaklıkta, balıkçıların ve çiftçilerin yaşadığı bir kõydür «. Peder Giuseppe Tarsus’u merkez alarak Adana ve Mersin’dek Hristiyanların dini gõrevlerini yerine getirmelerine yardımcı olur. Bir yıl sonra da topladığı yardımlarla Tarsus’ta küçük bir kilise inşa ederek bir ev satın alır 1847 yilında yakalandığı sıtmadan dolayı peder Giuseppe Italya’ya döner ve yerine geçici olarak Antakya’daki Novara’lı (Italya) Peder Basilio görevlendirili. lik defa bu peder 16 Mayıs 1842 ylinda Roma’ya yolladığı mektupta Tarsus’ta Katoliklerin olduğunu fakat hiçbir pederin bulunmadığını yazmıştı. Tarsus ve çevresinin ikliminin uygun olmadığından ve sıtmanın yaygın olmasından dolayı Antakya’ya yerleşecek bir pederin Iskenderun ve Tarsus’taki Katoliklerin dini görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olabileceğini de belirtmiști.
1848 yilında ise Italya’dan Francavilla’lı (Messina) Peder Antonio gelip Tarsus’ta gõrevine bașlar. Italya’ya gönderdiği mektuplarda Mersin’i Tarsus ve Karaman’ın bir limanı olarak nitelendirmektedir: » Mersin, limanına yanaşmakta olan vapur, gemi ve yelkenlilerden dolayı günden güne büyűyüp gelişmekte olup geleceği çok parlak olan bir kasabadır «. Bu nedenle ticaretle uğraşanların yavaş yavaş Mersin’e yerleşmeye başladığını, bunun da Katolik nüfusunun artmasına sebep olduğunu, Mersin çevresindeki bataklıklardan dolayı sıtmanın çok yaygin olduğunu da bildirmekte fakat gelişen tarımcılıkla birkaç yıl içerisinde bu bataklıkların kurutulacağının da haberini vermektedir.
Mersin’in Gelişmesi
Mersin ve çevresindeki tarımın ve ticaretin bu denli hızlı gelişmesinde 1832 yilindan itibaren Mısırlı İbrahim Pașa ile Çukurova’da başlatılan tarımsal faaliyetlerle bölgede pamuk ekiminin aşlatılmasının, Tanzimat Fermanı ile ekonomik yapılanma çerçevesinde kurulan Fırka-i lslahiye programının, Avrupa ülkeleri ile imzalanan Serbest Ticaret anlaşmasının, Hristiyan ve Musevi vatandaşlara, tüccarlara kolaylık ve imtiyazların tanınmasının büyük bir etkisi olmuştur. Bunlardan başka 1854 – 1855 yillarındaki Kırım Savaşı ile doğan tahıl ihtiyacı, 1860 yılında Süveyş Kanalı inşaatı için keresteye olan ihtiyaçla beraber bașlayan kereste ticareti gibi faktörlerden dolayı Mersin’e yanaşan ve ikmal yapan gemiler çoğaldıkça Mersin limanının Önemi artar ve ticaret ikiye katlanır. Kıyıda ticarethaneler ve iskeleler kurulur. Mersin Sultan Abdülmecid’in bir fermanı ile Valide Sultan Vakfı yapılır. Adana – Mersin demiryolu da 1886’da işletmeye açılır, demiryolundan fabrikalara da bir dekovil hattı döşenir. Adana – Mersin karayolu ise 1885’te taşımacılığa açılmıştır.
Mersin’e Göç
Lübnan’daki Müslüman Dürzilerle Hristiyan Maroniler arasındakı çatışmalardan dolayı bazı Maroni aileler Mersin’e gelip yerlişirler; adalardan Kapadokya bölgesinden, Suriye ve Misır’ dan bazı Rum Ortodoks aillerle ermeni aileler Mersin’e gelip ikamet ederler. Bir grup Çerkez, Iranlı ve Afganlı da yerleșir. Farklı etnik topluluklara ve dinlere mensup insanlar yavaș yavas Mersin’i olușturmaya başlarlar. Bu farklılıkları değişik mahalle isimlerinde de bulmaktayiz: Lazkiye Mahallesi, Frenk Mahallesi, Giritli Mahallesi, Hristiyan Köyü Mahallesi gibi. Bu farklı kültür ve dinlere mensup insanlar evleriyle mahalleleriyle, camileriyle, kiliseleriyle, sinagoguyla ve şehir dokusuyla 19 yűzyıl kenti olması dolayısıyla görünümü diğer Anadolu kentlerinden farklı yepyeni bir kent yarattılar. Burada kentin merkezini belirleyici anıtsal bir mimari odağı yoktu. Ana yerleșim Katolik Kilisesï’nin bulunduğu Camii Şerif Mahallesidir. Osmanlı kentlerinde rastlanan konaklar burada yerini tüccar evlerine birakmıştır. Tüm evler Tanzimat sonrasında çıkan ve yeni yapılar inșaatlarda uyulması gereken kuralları belirten Ebniye Nizamnamelerine göre yapılmışlardi. Evler genellikle taș ve bağdadi şeklinde olup tek veya çift katlıydılar. Zenginlere ait büyük yapıların taşları yelkenlilerle Lazkiye’den getirilmiștir. Yerleșim, ızgara planlı olup limana dikey veya paralel uzanan ve şehrin nefes almasını sağlayan geniș caddelerden oluşmaktaydı. Dünyaya açık bir liman olması, halkının bir kısmının Avrupa ile olan ticari ilişkileri sonucu șehir yaşantısına Avrupai bir gõrünüm gelmiştir. Insanlarının giyimleri de farklı idi. Şehrin zenginleri, evin süs eşyasını ve kıyafetlerini Avrupadan getirirlerdi Mersin, insanların refah ve huzur içinde yaşadıkları bir kent idi. Değişik ırk, din ve mezheplerin birarada bulunması nedeniyle adetler de farklıydı.
Özellikle düğün ve cenazelerde bu durum daha da belirgindi. Şehirde Türkçe’nin yanısıra, Arapça, |talyanca ve Fransızca da konuşulurdu. Ticaretle beraber Mersin’de yaşayan Müslüman nüfusunda da büyük artışlar olur: devlet memurları, avukatlar noterler, doktorlar, esnaflar ve tüccarlar değişik yörelerden gelip Mersin’e yerleșirler. Ticaretin ilk yillarında taşımacılık develerle, öküz ve mandaların çektikleri arabalarla gerçekleşmekteydi. lç bölgelere yapılan uzun yolculuklarda ise atların çektiği üzeri tahtayla örtülü dört tekerlekli uzun arabalar kullanılmaktaydı. Yolcuların bu arabalarda uzanma imkanı da bulunmaktaydı. Mersin’ den Halep’e kadar kervansaraylarda konaklama dahil olmak üzere yolculuk sekiz gün sürmekteydi. O yillarda Tarsus’ta bulunan Fransız konsolosluğu Mersin’e taşınır. Kendisiyle birlikte Tarsus’ta bulunan Avrupali Katoliklerin bir bölümü de Mersin’e gelip yerleşir. Mersin karşısında Tarsus yavaş yavaş önemini yitirmekteydi, aynı şekilde diğer limanlar karşısında Mersin limanı ön plana çıkmaktaydı.
Kilise’nin ve Okulun inşası
Bu gelişmeler sonucunda 1853 ylında Fransa’nın himayesi altında Mersin’de bir kilise yapılmasına karar verilir. Fransız konsolos yardımcısı Marguillier 13 Ocak 1853 yilinda Halep’e bir mektup göndererek bir peder’in Mersin’de görevlendirilmesini ister. Bölge sorumlusu Viareggio’lu Peder Damiano bu nedenle bay Marguillier aracılığıyla Italyan asıllı bay Antonio Garbinï’nin sahibi olduğu on dönümlük bir araziyi de satın alır.
Tarsus’ta gõrev yapan peder Antonio’da 1854 Mayıs’inin sonlarında Mersin’e taşınır, kendisine yardımcı olması için de Serravezza’lı peder Vincenzo görevlendirilir. Satın almış olduğu arazi üzerine geçici olarak çok basit bir kiliseyle erkek çocukların eğitimi için 4 sınıf açılır ve adı » Padova’lı Saint Antuan Koleji» olarak konur, bu okulu kapusien rahipler yönetmekteydi. Inșaat işleri için gerekli olan padișah fermanı ve belediye izni henüz gelmemiști 1854 – 1858 yilları arasında Mersin’in nüfusu 2000 küsürdű, Hristiyan nüfusu şõyleydi: 50 Latin Katolik, 40 Maroni, 8 Kildani. Ermeniler de dahil olmak üzere 300 Rum ortodoks bulunmaktaydı. Nüfusa ait ilk resmi belgeler, 1877 yilinda Mersin ilçe merkezi olduktan sonra yayınlanmaya bașladığından, değişik kaynakların verdikleri rakamlar arasında uyumsuzluklar bulunmaktadır.
Sultan Abdülmecit, 15 Eylül 1855 yilındaki fermanıyla (1271 hicri yili) kilisenin yapilmasına izin verir. Bunun için Adana ve Maraș veziri Elhaç Halil Zemal Pașa’ya gerekli işlemlerin yapılması için bilgi verilir. Halil Zemal Paşa’da Tarsus Valisine, Kadi’sına ve Müftüsüne bu yönde talimat verir. Bu ferman bürokratik zorluklar nedeniyle ancak 1891 yilinda Mersin Kilisesine teslim edilir.
Mersin’de çok sevilen ve şehrin resmen ilk pederi sayılan P. Antonio 35 yasindayken 17 Mayis 1859 ylinda sitmadan dolayı ölür. Bölge sorumlusu olan Catignano»lu P. Zaccaria’ya Mersin’de yaşayan Hristiyan, Müslüman ve Musevilerden bașsağlığı mektupları ulaşır Yerine 1859 yilından 1863 yılına kadar görev alacak olan Druento’lu (Torino) Peder Valerio gelir. Serravezza’l Peder Vincenzo Mersin’den ayrılır. Peder Valerio’ya yardımcı olması için doktor olan Fumara’lı Peder Luigi (1863 – 1885) de gelir bu pederin Saint Antuan okuluna katkısı büyük olur. Aynı yıl Mersin’in iklimine alışamayan ve sürekli yüksek ateșe yakalanan P. Valerio Mersin’den ayrılır ve bir yl sonra hayata gözlerini yumar. 1864 ylinda kilise için bir piyano satır alınması için para toplanır. Piyano 1867 yilinda Fransa’dan getirtilir Mersin, 1864 ylinda Gökçeli, Kalınl ve Elvanlı nahiyelerinden oluşan bir kazanır merkezi olur. 1868 yilinda fakir ailelerin çocukları için Arapça eğitim yapan bir okul açılır. 1869’da yaz mevsiminde Gözne’ye giden Hristiyan ailelerin dini ihtiyaçları için Gözne’de bir ev kiralanır ve kilise olarak kullanılır. Yolculuklar at üstünde yapılmaktadır.
Ticaretin hızla çoğalmasıyla Mersin’deki Katolik nüfus sürekli artmaktaydı, bir çok Avrupa ülkesi konsolosluk açar. Peder Luigi 1874 yilında kiliseden șehir dışına kadar uzanan bir araziyi satın alır, bu arazinin 2471 metrekarelik bir bölümü Katolik mezarlığı olarak kullanılır. Kiliseyi mezarlığa bağlayan bir yol açarak ona Kapusien yolu adını verir. Arazinin geri kalan bölümünde tütün meyve ağaçları ve hububat ekilir.
1881 yilı Osmanlı Imparatorluğu kayıtlarına gõre Mersin’de 20.007 Müslüman 1.152 Rum – Ortodoks, 440 Ermeni, 297 Katolik bulunmaktaydı. 1890 yilına ait başka bir kaynakta ise Mersin’deki nüfus: 5240 Müslüman, 2700 Rum – Ortodoks, 800 Ermeni ve 260 Katolik olarak verilmektedir. Yine bu tarihte Mersin’de 2 cami, 3 Rum – Ortodoks Kilisesi ($imdiki Bit Pazarının yeri olan Aya Yorgi Kilisesi, Aziz Mikail’e adanmış kilise, Osmaniye Mahallesindek Aya Nikola Kilisesi), 1 Ermeni Kilisesi (Yoğurt Pazarı’nın 150 metre kuzeyinde Kuvayi Milliye Caddesi’nden az içeride bulunmaktayd), 1 Latin Katolik Kilisesi Maroni Kilisesi (Nusratiye Camisi) ve bir de Amerikalıların yönettiği, Maroni Kilisesi’nin karşısında Protestan Kilisesi bulunmaktaydı. 1896’da Büyük Hamam’ın karşısında bir Ermeni Katolik Kilisesi ve 1898 yılında Yeni Hal ile Salim Güven Okulu’nun bulunduğu yerde bir Ermeni Protestan Kilisesi inşa edilir. Museviler de 1906 yılında şimdiki Soğuksu Caddesi»nde bir Havra açarlar. Bunların yanında Katolik Kilisesï»nin iki okulu, Rum – Ortodoks Kilisesi’nin üç okulu, bir Ermeni okulu, Arap Hristiyanlar’ın bir okulu, bir o kadar da Türk okulu bulunmaktaydi. 1882 yilinda P. Luigi’ye yardımcı olsun diye Samsun’dan Barco’lu Peder Basilio gelir ve okulla ilgilenmeye başlar. 1884 yilında kiliseye bağlı erkek okulunun 30 öğrencisi bulunmaktaydı.
Henüz kızlar için bir okul yoktu.
Peder Luigi 1885 yilinda ölür ve yerine Mersin’de bulunan ve 1907 yılına kadar görev yapacak olan Barco’lu (Bibbiano) Peder Basilio geçer. Daha önce Giresun, Ordu ve Ünye’de çalışmıștı. P. Basilio 1887’de kız çocukları için de bir okul açar ve onu Marsilya’lı St. Joseph de l’ Apparition rahibelerine teslim eder.
Kilise arazisi üzerine kurulan okulun inşaat masraflarının bir bölümü Fransız Cumhurbaşkanı Carnot tarafindan karşılanır. ilk ve ortaokulu kapsayan kız okulu Fransızca eğitim vermektedir, bunun yanında Arapça. müzik ve iș eğitimi dersleri de verilmekteydi. Kız okulu yatılı, yarı yatılı ve yatılı olmayan üç kategoriye sahipti.
Bundan başka rahibeler Hristiyan çocuklara din dersi vermekte, fakir hastalara bakmakta (bunun için bir de doktorları vardi), maddi imkanlarí olmayanlar için ücretsiz bir ilkokulu yönetmekte, yoksullara yiyecek ve giyecek dağıtmaktaydılar. 1886’da sürekli gelişen Mersin 12 ülke konsolosluğunun bulunduğu, uluslararası önemde bir liman kenti olur. Bu gelişmeler doğrultusunda Mersin, 1888 yilında sancak merkezi yapıldı. Tarsus, Adana Vilayeti’nden aynılarak Mersin’in ilçesi oldu 26 Mart 1891 yılında Tarsus müftüsü Mersin’deki kilise inşaatının yapılması için elinde bulunan padișah fermanını peder Basilio’ya teslim eder.
1855 tarihli kilise inșaatına izin veren padişah fermanıyla ancak bu tarihte kilise inșaatına bașlama nedeni bilinmemektedir. 11 Mart 1892′ de Belediye kilise inșaatı için gerekli izni verir. 19 Mart’ta ilk temel tașı konur., Inșaat için Beyruť’tan tașlar getirtilir. Kilisenin inșaatı P. Basilio’nun denetiminde 31 Mayis 1898 yilına kadar sürecekti. Kilise Padovalı Aziz Antuan’a adanır. Üç neften oluşan kilisenin uzunluğu 27 m., genişliği 18 m., yüksekliği ise 15 m. dir. Kilisenin sağına inşa edilen çan kulesinin yüksekliği ise 22 metredir. Kuleye bir de saat konur. Kiliseyi inșa eden mimarın adı bilinmemektedir. 13 Haziran 1898 yilında (Aziz Antuan Bayramı) kilise, yapılan büyük bir törenle resmen devreye girer. 1899 yilinda mezarlıkta bekçi evi kurulur ve tüm mezarlığı çevreleyen bir duvar örülür. Ölen Katolik Hristiyanlar, peder ve rahibeler hep bu mezarlıkta gömüilmekteydiler.
1901 yilinda Mersin’in nüfusu 23.000 civarındaydı, Hristiyan nüfusu ise 4.000’e yakındi. 1902’de Fransız konsolos bay Audibert, doğan ikiz kızları için Marsilya’dan mermerden bir sunak getirtir ve Meryem Ana heykelinin önüne konması için kiliseye bağışlar Saint Antuan Koleji nin gelişmesiyle beraber görev almak üzere 3 Marist rahip Mersin’e gelir ve okulun yönetimini üstlenir.
ltalya ve Fransa arasındaki politik olaylardan dolayı 1906 yilında Mersin’de gõrev yapan Italyan pederlerin yerine Fransız (Lyon kentinden) pederler gelir fakat kiliseyi inșa etmiş olan ve Türkiye’de ölmek istediğini belirten Peder Basilio Mersin’de kalır. 1906 yılında Mersin kilisesinin yönetimini, 1910 yilına kadar Nohannet’li P. Barnabé üstlenir. Peder Basilio 17 Ocak 1907 yilında ölür ve kilisede gömülür (1859’da ölen P. Antonio ve 1885’te P. Luigi’nin de mezarları kiliseye taşınır).
Kilise tabanında ayrıca 1866’da ölen Marguerite Geofroy des Paliéres ile 1877’de ölen Euphrasie Geofroy’un bir mezar tașı da bulunmaktadır.
1907 yilinda erkek okulunun 120 öğrencisi, 10 rahibenin öğretmenlik yaptıği kız okulunun ise 150 öğrencisi bulunmaktaydı. 4 rahibin öğretmenlik yaptığı Tarsus’taki erkek okulunda 130 öğrenci, kız okulunda ise 160 öğrenci bulunmaktaydı. Öğrencilere dağıtılan okul kitapları Fransa’dan gönderilmekteydi. Dersler Fransızca yapılmakta ve bunun yanında Arapça da öğretilmekteydi. Mersin’de Haziran ayında okul yılının sona ermesiyle Fransız konsolosu okulu iyi dereceyle bitiren öğrencilere ödüller dağıtmaktaydı, öğrenciler de halka bir tiyatro gösterisi sunmaktaydılar.
1909 yilinda Osmanlı Imparatorluğu’nun bazı vilayetlerinde meydana gelen Ermeni – Türk olaylarından Mersin etkilenmez, pederlerin bağlı olduklar kurumlara gönderdikleri mektuplardan anlaşıldığı kadarıyla bunu da o zamanki Mersin Mutasarrıfi’nın gayretlerine bağlamak gerekir.
1910 yilinda P. Barnebe’nin yerine P. Arsene gelir, iki yil görev alır ve 1912 yilinda yerine, Lyon sehrinden P. Edmond gelir.

1914 – 2004
Dünya Savaşı’nın başlamasıyla (1914) P. Edmond Fransa’ya çağınılır ve okul kapatılır. Yerine bir yıl görev yapacak olan Langone’li P. Justinien (1915’e kadar) ve 1919 yılına kadar çalışacak olan Lübnan’ın Ghazir şehrinden P. Élie gelir. Mersin’de yaşayan ltalyan ve Fransız gençler de askere alınırlar. Italyan aileler de yavaş yavaş Mersin’i terketmeye başlarlar.
Savaş Sonrası
1919 yilının yazında P. Edmond Fransa’dan tekrar Mersin’e döner ve 1929 yılına kadar sürecek olan görevini devralır. Savaşın sona ermesiyle kiliseye bağlı okullar da açılır 1. Dünya Savașı ile gelen, önce Ingiliz sonra Fransız işgalinden hemen sonra başlatılan bağımsızlık mücadeleleri sonucunda Mersin’in sosyal ve ekonomik yapısında büyük değişiklikler olur. Savaș nedeniyle bir kısım Türkler’in cepheye gitmesi, bazı Hristiyan ve Musevilerin kentten ayrılması, Rumlar’ın ise mübadele sonucu Yunanistan’a gitmeleri, nüfusu büyük oranda azaltmış, șehrin geçmiște sahip olduğu ekonomik dinamizm kaybedilmişti uluslararası ticari ilişkiler artık istenilen düzeyde değildi. Şehirdeki Katolik nüfusta da ciddi düşüşler görülmekteydi. 1921 yilında Mersin’deki kiliseye bağlı okul 8 sınifa ayrılmış olup 145 öğrencisi bulunmaktaydı. 1923 yilında öğrenci sayısı 125 idi, Bu öğrencilerin 63 ‘ü Katolik, 34 ‘ü Ortodoks, 18 ‘i Müslüman ve 10 ‘u Museviydi Öğretmen sayïsı ise 12 idi, bunlardan beși rahip (Üç Fransız, iki Suriyeli), geriye kalan yedisi ise resmi öğretmenlerdi (bir Fransız iki Lübnan’l, bir Suriyeli, üç Türk).
Okulda bir hazırlık sınıfı, ilkokul CD yıllık «ortaokul” bulunmaktaydı, Türkçe ve Arapçayla beraber tüm dersler öğretilmekteydı. 1924 ytlt başlarında ıse sınıf sayısı yediye, öğrenci sayIsı da 105 ‘e düşmüştü. Cumhuriyetin ilanı ve yapılan yenı düzenlemelerle, dini okullar kapatılır. Böylece 70 yildır faaliyet göstermiş olan Mersin Katolik Kilisesï’ne bağlı olan kiz ve erkek okulları da 1 MayIs 1924 yılında kapatılır. Oğretmenler Mersin’den ayrılırlar. Geleneksel kent dokusu ep yavaş yavaş değişmeye başlar. 1928 yilında yeni yolların yapılmasıyla kilise bahçesinin bir bölümüne ve erkek okul binasına el konur. ng yildan itibaren kilisenin sahip olduğu araziler, okul binaları CD mezarlık parça parça kamulaştınrılır. 1925’te Ermeni Kilisesi»nin yklmasıyla Ermeniler ibadetleri için Katolik Kilisesi’ne gelmeye başlarlar. 1929 yılında Mersin kilisesine Lübnan’dan P. Joachim atanır ve bu görevi 1934 ylina kadar sürdürür. Ondan sonra R Polycarpe 1937ye kadar bu görevi devralır. 1937 yilında Baadbatli (übnan) P. Paul Labaky gelir ve 1952 yilina kadar bu görevi sürdürür. 1939 yılında Istanbul’da Vatikan elçisi olarak görev yapan, geleceğin Papa’sı CXXII. Jean) Giuseppe Roncali’nin kararıyla dini açıdan Halep kilisesine bağlı olan Antakya, Iskenderun, Adana, Tarsus ve Mersin’deki Katolik Kiliseleri Istanbul’a bağlanır. 1940 yilında 2. Dünya Savașı esnasında Çekoslovak, Maltalı ve Polonyalı bir grup kisa bir süre için (1940 1941) Mersin’e sıginır CD kiliseden destek görürler Polonyalılar bu olayın anısına, Polonya’da meşhur Siyah Meryem Ana’nın bir ikonasını ünlü ressam Tadeus Tarlecki ve Yadwika Prazmowska’ya Mersin’de yaptirip kiliseye hediye ederler. Teknik işlerle ise bay Joseph Bychowice ilgilenir. Üç haftada sanat eseri olan bir ikona olușturulur. |kona 4,50 m. genişliğinde 4 m. Uzunluğunda ve 120 kg. ağılığında 200 parçadan oluşmuştur.
1942 yılında Tarsus Katolik Kilisesi»nin kapatılmasıyla oradaki kilise eşyaları ve tablolar Mersin’e tașınır, bunlar arasında șimdi sunağın solunda ve sağında asılı duran Saint Pierre ve Saint Pavlus’un tabloları da bulunmaktadır. 1945 yılında devlet kız okuluna el koyarak orayı yetimhaneye çevirir. 15 Haziran 1945 yilinda bir gazetede yayınlanan belediyenin bir bildirisiyle Katolik mezarlığındaki ölülerin yeni mezarlığa taşınabilmesi için bir aylık süre verildiği bildirilir Belediye boşaltılan mezarlığa el koyar. Bu bildiriden haberi olmayan aileler mezarlıktaki ölülerini götüremediklerinden tüm mezarlık orada kalan mezarlarla beraber yikılır.
1947 yılında demiryolunun yapılmasıyla kilisenin arazisine el konur. 1951 yilinda ise rahibelerin evinin bir bölümü de yetimhaneye eklenir. 1951 yılında Maroni Kilisesi kapatılınca oraya bağlı Hristiyanlar ibadetleri için Katolik Kilisesi’ne gelmeye başlarlar.
1953 yilinda Fransız asıllı P. François Bérard Mersin kilisesine atanır ve bay Antuan Mirzan’in yardimıyla Hristiyan çocuklara Türkçe din eğitimi verip bir koro oluștururlar. 1953 yılında rahibelerin evinin tamamına el konulup 5 Ocak llkokuluna dönüştürülür.
1956 yilinda ise kilise arazisinin 1350 metrekarelik bir başka bölümüne el konulur ve Perșembe l|kokuluna dönüştűrűlür. 1958 yılında Mesih lsa heykelinin önündeki sunak ile vaftizhanede bulunan vaftiz teknesi yapılır ve kilisenin taban karoları yenilenir. 1963 yılinda Mersin kilisesinin sorumluluğu tekrardan Italyan pederlere verilir ve Piacenza’lı Rahip Pasquale gelir. Peder François Bérard ise Antakya’daki kilisenin inșaatıyla görevlendirilir ve 1964 yilında Mersin’e Rossena’lı P. Costantino gönderilir. 1965 yilinda ise Verica’l P. Germano atanır. 1967 yılinda da Peder Germano’nun Samsun’a gitmesiyle Mersin’e Coscogno’lu P. Salvatore ve P. Gregorio Simonelli atanır. 1967 yılında 5 Ocak likokulu’nun genişletilmesi için, kilise bahçesinin bir bölümüne el konulur. 1968 yilinda Rahip Pasquale ltalya’ya döner. Maraș ve Siirt’ten geler Kildaniler kilise bahçesine yerleștirilirler. 1970 yılında kilise için yeni bir sunak yapılır. 1971 yılında Incirlik’ten meședen yapılmış kilise bankları getirilir ve kiliseye yerleștirilir. Kapanmış olan Maroni Kilisesi»nin bir çanı Katolik Kilisesi»nin çan kulesine eklenir. Üç çanlı olan Katolik Kilisesi’nin çanlarından biri P. François tarafından Antakya’da bir ortodoks kilisesine hediye edilmişti. Bu arada liman inșaatından önce çan kulesinin tepesinde bulunan deniz feneri de sökülür. Bu yillarda Mersin’de 65 Latin Katolik, 46 Rum Katolik, 150 Maroni, 15 Melkit, 12 Ermeni ve 5 Kildani bulunmaktaydı. 1972’de Siirt’ten iș için Mersin’e gelen Kildaniler’e yardıma devam edilir. Bayan Victoria Nofal’ın yardimları kayda değerdir. 1973 yilında kilisedeki faaliyetleri duyuran ve dinsel yazılar içeren ik ayda bir çıkan Mersin Hristiyan Cemaatiï’nin Sesi dergisi yayınlanmaya başlar 1974 yilinda P Roberto Ferrari de Mersin kilisesinde yardımcı olarak görev alır ve 1975 yilinda Antakya’daki kiliseye gönderilir. 1975 yılında çan kulesinin saati yenilenir. 1990 yilında kilise ve ev restore edilir. 1991 yilında Mersin kilisesi papanın isteği doğrultusunda katedral yapılır. Bu katedralin de ilk episkopozu 1985 – 1986 yillarında Mersin kilisesinde görev almış olan Ruggero Franceschini dir. 1999’da Episkopozluk lskenderun’a tașınır. 1991’den 1996’ya kadar lrak’tan göç eden Kildaniler Mersin kilisesinde misafir edilirler. 1996’da P. Roberto Mersin kilisesinde 1999 yilına kadar sürecek olan üç yıllık görevine başlar 1999’da ise Peder Gregorio üç yll süreyle lskenderun’da görev aldık sonra tekrar Mersin’e döner.
2000’li Yillarda Katolik Kilisesi
Mersin’deki bugünkü Katolik cemaat altı aynı gruptan oluşmaktadır. Bunlar, Latin Katolikler, Maroni Katolikler, Kildani Katolikler, Süryani Katolikler, Ermeni Katolikler ve Melkit Katoliklerdir.
2003 yılında kilisenin 150. Kuruluş yıldönümü nedeniyle bazı etkinlikler düzenlenir. ltalya’dan gelen bir sanatkar kiliseyi yeniden boyar. Mersin’in kardeș șehri Neustadt’tan gelen bir koro ibadetten sonra bir gösteri sunar, aynı şehrin bir ressamı olan Bayan Heidi Frankenne ise Meleklerle ilgili bir resim sergisi düzenler. Kasım ayında da Oruç nedeniyle ilk defa kilise salonunda Mersin Müftüsü Sayın Mazhar Bilgin’in de hazır bulunduğu bir iftar yemeği verilir. 2004’ün Ocak ayında da Noel bayramı etkinlikleri dahilinde Mersin Polifonik Korosu, Sayın Nevit Kodalli’nın da hazır bulunduğu bir saatlik program sunar. Kilise yetkilileri Sayın Kodalliľya bir plaket sunarlar. Kilise, günümüzde eskiden olduğu gibi Mersin’de kalan Hristiyan cemaatın ibadetlerini yerine getirmeleri için yardımcı olmakta ve kapılarını herkese açık tutmaktadır.
2004 yılından itibaren, Peder Gregorio Simone İstanbul’a transfer edildi ve sonunda İtalya’ya geri döndü. Onun yerine, ilk Türk Kapuçin rahibi olan Peder Yunus, papaz olarak atandı. Üç yıllık hizmetin ardından, Türk olan Peder Yunus, kiliseden ayrılmadan önce iki yıl hizmet verdi. Ardından, Polonyalı bir rahip olan Peder Machek kilise papazı olarak göreve başladı.
Etkili bir gençlik lideri olarak üç yıl hizmet verdikten sonra, Peder Machek Meryem Ana Efes’e transfer edildi. 2011 yılında, başka bir Polonyalı rahip olan Peder Pawel hizmet vermeye geldi. Başarılı bir şekilde üç yılını tamamlayan Peder Pawel, daha büyük sorumluluklar verilerek Türkiye’deki Kapuçinlerin sorumlusu olarak İstanbul’a transfer edildi.
2014 yılında, Peder Pawel, farklı ülkelerde deneyimi olan deneyimli bir Hintli rahip olan Peder Francis Dondo ile değiştirildi. Peder Dondo, Türkiye’deki kilise ve misyon için enerji ve arzu ile kendini adamış bir şekilde etkili bir rahip olarak hizmet verdi. Değerli altı yılın ardından Antakya’ya transfer edildi.
25 yıl hizmet verdikten sonra, Rahip Henri Leylek 2020 yılında İstanbul’a transfer edildi. Aynı yıl, Hintli bir rahip olan Peder Roshan Cordeiro, Emila Romania tarafından kilise papazı ve Ruhani Reisi olarak atandı. Ona Polonyalı Peder Mariusz Dunaj yardımcı oldu.
Peder Cordeiro’nun görev süresince, Mersin’deki Aziz Antuan Kilisesi, sadece kilise değil, cemaatin hayatlarında da büyük bir dönüşüm ve yenileme yaşadı. 2023 yılında kilise 170. yıl dönümünü kutlayacak.